Robotic Process Automation (RPA) veya Türkçesi ile “Robotik Süreç Otomasyonu” son yıllarda dünyada katlanarak büyüyen bir kavram ve sektör.

RPA‘in temelinde herhangi bir entegrasyon gerektirmeden, şirketlerde düzenli tekrarlanan işlerin, insan davranışlarını taklit ederek otomatize edilmesi var. Deloitte’in 2018 Global Robotics Survey’ine göre organizasyonların %68’i en azından Proof of Concept veya pilot aşamasında RPA yolculuğuna başlamış durumda ve önümüzdeki 1-2 yıl içerisinde  evrensel adaptasyon sağlanması bekleniyor.

Türkiye’de ise bu durum biraz daha gecikmeli ilerliyor; buna rağmen her gün daha çok robotun daha çok şirkette kullanılmaya başladığını görüyoruz. Kendi analizlerimize göre 2019 yılı içerisinde RPA satan şirket sayısı 50’den, RPA kullanan şirket sayısı da 70’ten fazla hale geldi.

RPA danışmanlığı veren şirketlerin çoğunlukla izlediği yol, yabancı ve yerleşmiş UiPath, Blueprism, Automation Anywhere gibi çoğunlukla değerlemesi milyar dolarlara ulaşan RPA tedarikçilerinin satış ve uygulama partnerliğini almak oluyor.

Bu partnerlere örnek olarak, EY ve Deloitte gibi danışmanlık firmalarını, büyük holdinglere ait Doğuş Teknoloji ve Koç Sistem gibi teknoloji şirketlerini örnek verebiliriz. Öte yandan buna paralel olarak, Kronnika, Robusta veya Robomotion gibi Türkiye’de de yerel olarak kendi RPA platformunu geliştiren ve satış yapan şirketler de var.

Bu kadar yoğun pazarlama faaliyetinin olduğu sektörde, son 2 yıl içerisinde oturmuş bazı “gerçek sanılan yanlışlar” olduğunu görüyoruz. RPA’nin doğru anlaşılıp, doğru kullanılmasına katkı sağlaması adına, bu yazıda bunlardan 3 tanesini sizlerle paylaşacağız.

Mit 1: RPA ekmeğimle oynayacak; beni işsiz bırakacak.

Çalışanlar tarafından hem satış hem de uygulama süreçlerinde en sık duyulan endişelerden biri, bu. Korkunun kaynağı aslında görece olarak doğru bir yerden geliyor. RPA iş süreçlerini hızlıca otomatik hale getirebiliyor. Örneğin bir şirkette hayat geçirdiğimiz bir projede, 10 kişinin uyguladığı bir süreci RPA ile 1 aylık bir zaman zarfında otomatize ettik. Süreç çalışması tamamlanınca, 10 kişiden 3 kişiye artık ihtiyaç duyulmadığı ortaya çıktı; bu kişiler de yöneticileri tarafından başka bir birimde görevlendirdiler. Geri kalan 7 kişi ise robotla beraber çalışmaya devam etti.

Hikayeye bu açıdan baktığımız zaman, RPA insanların işini elinden alıyor gibi gelebilir; fakat bana göre bu, hikayeye doğru açıdan bakmak olmuyor. RPA insanların işlerinin elinden alınması için üretilen bir araç değil, insanların yaptığı işleri daha kaliteli hale getiren bir araç.

Gerçek 1: Robotlar insanın işini elinden almaktansa, insanları daha katma değerli işlere yönlendirmeyi sağlıyor.

Bu dönemde şirkette uygulanan “yeniden eğitim” ve “dijital dönüşüm” projeleri ile bu gibi birimlerde çalışan pek çok insan “RPA elçisine” dönüştü ve yeni bir iş kazanmış oldu.

Çalışanlar, robotların şu an yaptığı işleri yapmayı bırakıp, robotları takip etmeye, başka hangi süreçlerin robota aktarılabileceği üzerine analiz yapmaya, hatta robotlar oluşturmaya başladı. Geride kalan ekip ise sonraki yıl içerisinde gelen talep iki katına (günde 350 işten 700 işe) çıkmasına rağmen, personel alımına ihtiyaç duymadan aynı sayıdaki kişiyle iş yapmaya devam edebildi.

Genel teknoloji ve insan kaynağı trendlerine baktığımızda da benzer durumlar görüyoruz. 10 sene önce var olmayan, şu an var ve büyük veri mühendisi, RPA analisti veya geliştiricisi gibi daha önce düşünmediğimiz meslekler oluşmaya devam ediyor.

Hatta McKinsey’in 2017’deki raporuna göre 75 ila 375 milyon arası insanın otomasyon dolayısıyla iş değiştirmesi bekleniyor, fakat bu insanların işsiz kalmayacağı ve yeni işler yapmaya başlayacağı öngörülüyor. Otomasyon dolayısıyla iş değiştiren insanların, kendini tekrar eden belirli işler yapmak yerine daha çok uzmanlık ve paydaş yönetimi gereken işlere yöneleceğini de ekleyelim.

Mit 2: RPA bir tasarruf mucizesidir.

Açıkçası bu da sık duyduğumuz söylemlerden biri. Hatta o derece sık ki; Google’da “RPA Benefits” (RPA’in faydaları) yazdığınızda ilk çıkan madde “cost savings” (tasarruf) olacaktır. Bu söylemin öne çıkmasının arkasındaki sebep ise çok mantıklı: “tasarruf” kolayca rakamsallaştırılabilen ve üzerine tartışmanın en az olduğu alanlardan bir tanesi.

Örneğin bir süreciniz var, bu süreci 10 kişi yapıyor ve diyelim ki; aylık maliyetleri 5 bin TL. Bu durumda aylık toplam maliyetiniz 50 bin TL oluyor. Eğer bu işi RPA sonrası 10 kişi değil de 7 kişi yapıyor olsaydınız, aylık toplam maliyetiniz 35 bin TL’ye düşecekti. Bu da 15 bin TL veya başka bir deyişle yüzde 30 tasarruf demek.

Genellikle bu tarz hesaplamalara girilmesinin sebebi ise yatırımı gerekçelendirebilmek. RPA ticari kurum seviyesinde bir yazılım olduğu için genel olarak, 5 veya 6 haneli satış ücretlerine sahip. Tasarruf yaklaşımı ise bu harcamayı gerekçelendirip meşrulaştırabiliyor.

Gerçek 2: Tasarruf RPA’nin faydalarından sadece biridir.

Bu noktada aslında RPA’in tasarruf ettirmeyeceğini söylemiyoruz, fakat RPA’in daha önemli faydalarının konuşulması gerektiğini düşünüyoruz. Proviti tarafından RPA faydaları üzerine yapılan bir araştırmaya göre, maliyetin düşürülmesi ya da tasarruf, RPA’in ilk 10 faydasının sonuncu maddesinde yer alıyor. Sektör ve RPA olgunluğundan bağımsız olarak ortaya çıkan en büyük faydalar ise “verimlilik artışı”, “kalite artışı”, “daha güçlü pazar pozisyonu”, “daha yüksek müşteri memnuniyeti”, “daha hızlı iş yapma”, “daha fazla çalışan memnuniyeti” ve “daha az hata” olarak ilerliyor.

Özellikle çalışan memnuniyeti tarafında kendi tecrübelerimiz de benzer faydalara ışık tutuyor. RPA uygulaması projelerinde ilk başlarda “endişe” duyan iş birimlerinden, proje sonrasında “Beni bu işten kurtardığınız için teşekkür ederiz” sözlerini duymaya başlıyoruz. Veya işi yetiştiremeyeceği için gece ve hafta sonu fazla mesai yapması gereken insanların, robotun yardımı ile normal saatinde eve gidip, “çocuğuyla vakit geçirebildiği” için teşekkür ettiğini duyuyoruz.

Günün sonunda; evet, RPA bir tasarruf aracıdır, ama insana dokunan kısmının da gözden kaçırılmaması gerekiyor. RPA’yi doğru amaçlarla satın almak önemli, bunlardan biri “zaman kazanma”, başka bir diğeri ise “çalışan ve müşterinin yaşam kalitesini yükseltme”. Aynı şekilde RPA tasarrufun ötesinde “esneklik” ve “yüksek kalitede ve daha az hata ile iş yapma” amaçlarıyla da şirketlerde kendine yer bulmalı.

Mit 3: RPA kolaydır. Herkes yapabilir.

2018 yılında yaklaşık 10 tane farklı RPA tedarikçisiyle satın alım yapmak için görüştüğümde  aklımda kalan kelimeler ve bu şirketlerin web sitelerinde kullanılan ifadeler RPA’yı olduğundan çok daha kolay gösteriyor.

Sitelerdeki anahtar kelimeler genellikle şöyle; “Just click” (Sadece Tıkla) , “Drag-and-Drop”(Sürükle ve bırak) , “Anyone Can Use” (Herkes kullanabilir), “Skip IT Dependency” (IT bağımlılığını atlayın), “No Need for Developer” (Geliştiriciye gerek yok), “No-Code” (kodlamaya ihtiyaç yok).  Bu dönemde RPA satın alırken ve bununla ilgili bir departman kuruluşu içindeyken bu anlatılan dünya inanılmaz güzel gelmişti, çünkü şu mümkündü: bir “geliştirici” sınıfı kurmadan, RPA geliştirmeyi “demokratize” edebilir, iş birimlerine verebilirdik. O işi en iyi bilen kişi onlar olduğu için analiz, sürecin geliştirilmesi ve test süreçleri kısalır; pek çok birimden pek çok kişiye RPA geliştirterek hızlıca gelişim sağlayabilirdik.

Gerçek 3: RPA emek isteyen bir yolculuktur.

Bu dünya ideal olarak güzeldi, basit süreçleri yaparken de oluyordu fakat sonrasında zorluklar yaşamaya başladık. RPA anlatıldığı kadar kolay değildi. 1. veya 2. sınıf bilgisayar mühendisliği seviyesinde teknik ve düşünce yapılarını bilmek gerekiyordu. Örneğin for each veya do while döngüleri, try catch ile exception işleme ve retry ile tekrar yapma çalışmaları, integer, boolean gibi değişkenlerin farklarını bilip, algoritmik düşünerek süreçleri küçük parçalar halinde yapma ihtiyacı gerektiriyordu. Bu gibi sebeplerden, iş birimlerinde eğitilen insanları tam randımanlı RPA geliştiriciye dönüşme oranı düşük oldu veya çok zaman aldı.

Paralelde ise “RPA Developer” adlı yeni bir kariyer oluştu. Bu insanlar, piyasada yüksek talep gören, 1 yıl tecrübeliler ise yüksek maaşlar ödenen bir grup oldu. 2017 yılında RPA Developer unvanına sahip kişi sayısı bir elin parmaklarının sayısını geçmezken, 2019 yılında 100’den fazla kişi RPA Developer, RPA Analyst, RPA Solution Architect gibi unvanlarla çalışmaya başladılar.

Soru: RPA ile geliştirme daha demokratize oluyor mu?

Aslında kısmen evet. BilgeAdam gibi kuruluşların veya neredeyse bütün tedarikçilerin bedava hizmet veren “akademi”leri var. RPA geliştirme, normal .NET backend geliştirmeden daha kolay olabilir, daha geniş bir kitleye yayılmış olabilir ama hala “citizen developer” seviyesine ulaşabilmiş değil. Ulaşabilecek gibi durmuyor.

Son bir not olarak, akademilerde eğitim alan insanların asıl faydayı “RPA analisti” olarak sağladığını görüyoruz. Bu insanlar, hem RPA için süreç keşfi, hem analizi hem de bu konuda testçi olarak, normal bir RPA developer’dan daha iyi performans gösteriyor. Bu da ilk ve ikinci mitimizi ve gerçekliğimizi destekliyor: RPA yeni işler yaratıyor, yaratıcılığı arttırıyor; ama sanıldığı kolay bir iş değil.

Kapanış cümlesi olarak, RPA’nin hem şirketlere, hem çalışanlarına hem de müşterilerine oldukça faydalı olduğunu düşünüyoruz; fakat RPA’nin doğru amaçlarla alınması ve projelerine doğru yaklaşılmasının başarısı için önemli olduğu düşüncesindeyiz.

Kaynak:
Webrazzi